14/2/2006 · Kategori: SINEMA-FILM

80'lerin Edebiyattan gelen Türk televizyon dizileri

 

Evet biraz da nostalji. Aslına bakarsanız nostaljiyi yapmak için en azından 50-60 yaşlarını devirmek icap etmesi lazım; fakat günümüzde zaman daha hızlı akıyor, yaşanılanlar, karşılaşılanlar o kadar seri değişiyor ki 2-3 sene öncesine bile nostalji yapabiliyorsunuz. Bu iyi birşey midir sorusuna net bir cevabım yok. Ama nostalji güzel, sizi eski halinize alıp götürmektedir.

 

Bugün televizyonlarda gayet güzel, eğlenceli diziler seyredebiliyoruz; ama kaliteli dizi mi seyrediyoruz bir karşılaştırma yaptığımda şüphe duyuyorum.

 

Hani TRT'nin tek kanallı dönemlerinden bazı diziler vardır ya... O örgüyü bulamıyorsunuz. Daha hızlı üretilen ve daha hızlı tüketilen bir dizi çokluğu ile karşı karşıyayız. 80'li yıllarda seyrettiğimiz, ailecek reklam bitse de başlasın diye televizyon karşısına yerleştiğimiz kimi diziler aklıma geldi.

 

Sadri Alışık, Fikret Hakan, Çetin Tekindor, Eşref Kolçak, Hayati Hamzaoğlu, Aydan Şener, Haluk Kurdoğlu, Erol Taş, Kadir Savun, Selda Alkor, Ediz Hun, Ayşegül Aldinç, Ahmet Mekin, Aliye Rona, Mehmet Aslantuğ, Zuhal Olcay, Can Gürzap, Müşfik Kenter, Sema Yunak, Agah Hün, Berhan Şimşek, Neriman Köksal, Meral Orhonsay, Kenan  Pars gibi ve ismi aklıma gelmeyen, ismini bilmediğim bugün bir kısmı hayatta olmayan oyuncularımız.

 

Diziler ve bir kısım oyuncular aklımda kalmıştı ama bazı detayları hatırlamam zor oldu. O nedenle internette ufak bir araştırma yapmam icap etti. Özellikle http://www.4x10.com sitesinden faydalandım.

 

Edebiyattan, romandan gelen TRT'nin klasik dizilerini bir hatırlayalım.

 

Küçük Ağa (1984)

Tarık Buğra'nın senaryosu ve Yücel Çakmaklı'nın yönetiminde bir muhteşem dizi. Benim en sevdiğim dizi idi. Bununla ilgili detaylı olarak daha sonra yazacağım. Şimdilik şununla yetinelim: Bir anadolu kasabasında milli mücadele dönemi.

 

Çetin Tekindor, Fikret Hakan, Ahmet Mekin, Aydan Şener, Eşref Kolçak, Kadir Savun, Erol Taş, Haluk Kurdoğlu, Yusuf Sezgin gibi oyuncular unutulabilir mi?

 

TRT sitesinden aldığım bilgiye göre 28 Mart 1984 tarihinde televizyonda gösterilmeye başlanmış.

 

Kartallar Yüksek Uçar (1985)

 

Attila İlhan'ın senaryosu ve Hüseyin Karakaş'ın yönetmenliğinde bir dizi.

Ege bölgesinin iki güçlü ailesinin arasında yıllar öncesine dayanan kan davası. Banazlı İsmail, karşı aileden olan ve kendisine büyük bir hayranlık duyduğu Çakır Efe`yi bir kırgınlık ve bu kırgınlığın getirdiği cinnet anında öldürür. Karşı aile`nin yeni reisi Hanım ağa, kan davası güder. Ancak, araya yıllar girer ve çocuklar büyür. Aile servetleri de aynı ölçüde büyür. Hanım ağa hariç, herkes bu kan davasını artık önemsememektedir. Hatta iki aile arasında ki ticari ilişkiler, bu kan davasını giderek unutturmaktadır. Böylece aile servetleri daha fazla büyümektedir. Ancak büyüyen birşey daha vardır. Banazlı İsmail`in vicdan azabı.

 

Oyuncular: Sadri Alışık, Can Gürzap, Serap Aksoy, Selda Alkor'u hatırlıyorum.

 

Acımak (1985)

Reşat Nuri Güntekin`in eserinden uyarlanan Orhan Aksoy'un senarist ve yönetmenliğinde 7 bölüm olarak çekilen bir TV dizisi...

 

Ediz Hun, Ayşegül Aldinç ve Haluk Kurdoğlu'nu hatırlıyorum.

 

Konusu: Mürşit, idadiyi bitirdikten sonra, idealleri doğrultusunda hareket eder ve insana ihtiyacı olan Anadolu`da memuriyete başlamak için tayin ister. İstediği olur ve gider. Ancak, dürüstlüğü başına sürekli işler açmaktadır. Her yerden her defasında sürgüne gönderilir. Son olarak sürgün geldiği şehirde çalıştığı dairede kendi üstü olan bir adamın kızına görür görmez aşık olur. Bir süre sonra adam, kalp krizinden ölür. Mürşit bey, rahmetlinin ailesine sahip çıkar. Ancak, adam öldükten sonra yüklüce bir borcu olduğu ortaya çıkar. Tabi bu sahiplenmenin sonucu borçları da üstlenir ve öder.Yüklü bir borçla ölen adamın geride bıraktığı ailesi son derece iyi koşullarda yaşamaktadırlar. Oldukça pahalı ziynet eşyaları, pahalı giysiler vs. Mürşit`in gözünden bu kaçmaz. Ama üstünde de durmaz. Bu arada kız ile evlilik kararı alır. Evlenirler. Fakat, evlendikten kısa bir süre sonra hayatı giderek kabusa dönmeye başlar. Karısı ve kayınvalidesi, son derece yiyici, fesat ve sinsidir. Bunu anladığında artık çok geçtir. Çünkü artık o kızla evlenmiştir. O kayınvalideyi de başına bela etmiştir. Onların bitmek tükenmek bilmeyen ihtirasları, ilerleyen yıllarda Mürşid`i büyük çıkmazların içine sokar. Ailesine para yetiştirmek için dürüstlüğünden uzaklaşmaya başlar. Yalan yanlış işler yapar. Bu arada iki tane kızı olur. Ve birgün yaptığı bir yanlış yüzünden suçüstü yakalanır ve hapise girer.Geçen yıllar boyunca karısı ve kayınvalidesi, kızlarını Mürşid`e karşı zehirlemektedirler. Onun ne kadar adi, alçak ve canavar ruhlu bir adam olduğu konusunda kızlarını doldururlar. Ve büyük kızı bir gün veremden ölür. Mürşid yıkılmıştır. Ancak bir tesellisi vardır. Küçük kızı. Küçük kızının o zalim kadınların elinde mahvolmaması için onu bir yatılı okula yatırır. Okul yöneticilerine de kendisi haricinde kimse ile görüştürülmemesi için talimat verir. Sonra oradan uzaklaşır. Akıp giden yıllar boyunca kızını sadece uzaktan uzağa seyreder. Küçük kızı Zehra, artık büyümüş ve bir kasabada memur olarak çalışmaktadır. Bir gün eve bir mektup gelir. Bu mektup babasının öldüğünü ifade eden bir davet mektubudur. Önce gitmek istemez. Sonra, herşeye rağmen gitmeye karar verir. Cenaze evinde, bir süre babasının cesedine bakar. Sonra babasından kalan yegane şey olan onun hatıra defterini okumaya başlar. Böylece geçmiş yılların bütün sırlarını öğrenir. Büyük bir pişmanlık duyar. Ama artık çok geçtir. Konuyu 4X10 sitesinden aldım.

 

Çalıkuşu (1986)

Reşat Nuri Güntekin'in romanından uyarlanmış Osman F. Seden yapımı bir dizi. Aydan Şener, Kenan Kalav, Mine Çayıroğlu ve Sadri Alışık unutulabilir mi?

 

Konusu: Küçük yaşlarda anne ve babasını yitirdikten sonra teyzesinin yanında kalan Feride yatılı olarak bir Fransız okuluna verilir. Gittikçe serpilip güzelleşen Feride’ye teyzesinin oğlu Kamuran aşık olur. Teyzesinin onayını aldıktan bir süre sonrada bu hayat dolu kızla nişanlanır. Bu sıralarda Kamuran’ın bir ihbar sonucu Münevver adlı hasta bir kızla ilişkisi olduğu ortaya çıkar.

 

Tüm dünyası yıkılan Feride evden kaçar. Yaşlı süt annesinin yanına sığınan genç kız başvurusu sonucu ögretmen olur. Aşırı ve gösterişli güzelliği başına dertler açan Feride, sık sık tayini cıkıp yer değiştirmektedir. Son tayinlerinden birinde, yaşlı bir bekar olan Hayrullah Bey’le tanışır. Sevimli bir kişiliğe sahip Hayrullah bey, Feride’yi kızı gibi sevmesine karşın, bazı söylentiler nedeniyle güç durumda kalırlar ve çevrelerindeki dedikoduları önlemek amacıyla evlenirler.

 

Gerçekte ilişkileri bir baba-kız beraberliğinin ötesine geçmez. Bir gün Hayrullah Bey, Feride’nin tuttuğu günlükleri ele geçirince onun Kamuran’ı hala sevdiğini öğrenir...

 

Osmancık (1986)

Tarık Buğra'nın romanından uyarlanan Yücel Çakmaklı'nın yönetmenliğinde 12 bölümlük bir Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemi hikayesi.

 

Kadroda Cihan Ünal, Ahmet Mekin, Aliye Rona, Erol Taş, Haluk Kurdoğlu, Eşref Kolçak, Faruk Tınaz, Hayati Hamzaoğlu, Kadir Savun (Bu adama nedense hep sempatiyle bakmışımdır), Kazım Kartal, Meral Orhonsay gibi isimler vardı. Doğrusu diğerlerine nazaran çok beğendiğimi söyleyemem. Çok sahici gelmemişti çekimler.

 

 

Ve diğer seyrettiğim, vaktim olmadığı için detaına pek giremeyeceğim ama 80'lerde televizyon seyretmişseniz hatırlayacağınızı düşündüğüm, hafızamda yer etmiş bazı TRT dizileri ise şunlar:

 

Başka Olur Ağaların Düğünü (1989)

Hanımın Çiftliği (1988)

Yaprak Dökümü (1988)

Belene (1988)

Ateşten Günler (1987)

Yarın Artık Bugündür (1987)

Kuruluş (1986)

Yeniden Doğmak (1986)

Duvardaki Kan (1986)

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1985)

Acımak (1985)

Mardin Münih Hattı (1985)

Bugünün Saraylısı (1985)

Hacı Arif Bey (1982)

 

 

TRT'nin dizilerini toplu görmek için tıklayınız.

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »